Şok Diyet

Zaten yemek yeme konusunda beynimizi istediğimiz gibi kontrol edebiliyor olsaydık bugün için şişmanlık bir problem olmaktan çıkacaktı. Dolayısıyla henüz böyle bir gelişme olmadığı için fazla kilolarımızdan kurtulmak istiyorsak kesinlikle beslenme programımızı düzenlememiz gerekmektedir. Daha önceden bahsettiğimiz özel davetler söz konusu olduğunda ise durum daha da vahimdir. çünkü kilo vermek için çok daha az vaktimiz vardır. Bir an önce o özel günde giyeceğimiz elbiseye sığmalıyız. O gün herkes ne kadar kilo verdiğimizi söylemeli. O gün ortamda kendimizi fit hissetmeliyiz. Kalan kısa sürede çok hızlı kilo vermenin formülü ise şok diyetlerdir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk ve PANDAS olgularında HLA Genlerinin Rolü

Çocukluk çağı Obsesif Kompulsif Bozukluğu (OKB) olgularının bir kısmı streptokok enfeksiyonları ile tetiklenir. PANDAS olarak adlandırılan bu durumda otoimmün nedenlerle nöron kaybı olduğu düşünülmektedir. “Büyük Doku Uyum Kompleksi; MHC” olarak adlandırılan HLA sistemi, bağışıklık sisteminin kendinden olanı ve olmayanı tanıması için gerekli doku antijenlerini kodlayan gen bölgesidir. Otoimmün hastalıklarda rolü olan sistemin bazı psikiyatrik durumlar için de önemli olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada HLA haplotipleri ile OKB arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır.
Yöntem: Çalışmaya OKB tanısı olan 4-12 yaşlarında 90 olgu ve benzer yaşlarda 38 normal olgu katılmıştır. Psikiyatrik tanılar, DSM-IV tanı ölçütlerine göre ve WASH-U-KSADS kullanılarak konulmuştur. OKB belirti şiddeti Çocukluk Çağı Yale-Brown Obsesif Kompulsif Skala kullanılarak araştırılmıştır. HLA sınıf 1 (A, B, C, DQB1) ve sınıf 2 (DRB1, DRB3, DRB4, DRB5) haplotipleri incelenmiştir.
Bulgular: OKB&#8217;lilerin 41&#8217;i PANDAS, 49&#8217;u PANDAS olmayan olgulardır. HLA-A3 alleli OKB&#8217;lilerin %27.8&#8217;sinde, kontrollerin %10.5&#8217;inde belirlenmiştir (p<0.033). HLA-A3 alleli PANDAS olgularında kontrollerden anlamlı olarak sık iken (n= 12; %29.3; p<0.038), PANDAS olmayanlarla kontroller arasında fark belirlenememiştir. Serum ASO düzeyleri HLA-A3 alleli belirlenen OKB&#8217;lilerde (ortalama: 331,68 mg/dl) bu antijen belirlenemeyen OKB&#8217;lilerden (ortalama: 193.78 mg/dl) anlamlı olarak yüksektir (p<0.010). HLA-B18 alleli OKB&#8217;lilerin %7.8&#8217;inde, kontrollerin %31.6&#8217;sında belirlenmiştir (p<0.001). HLA-B-18 sıklığı hem PANDAS olan (%4.9; p<0.002) hem de olmayan OKB&#8217;lilerde (%10.2; p<0.013) kontrollerden daha azdır. Serum ASO düzeyleri HLA-B18 alleli belirlenenlerde (ortalama: 125,66 mg/dl) bu allele sahip olmayanlardan (ortalama: 241,71 mg/dl) anlamlı olarak düşüktür (p<0.010). HLA-B51 alleli PANDAS olan OKB&#8217;lilerde (%39.0) olmayanlardan (%12.2) daha sıktır (p<0.003). Kontrol olgularında %18.5 oranında belirlenen HLA-B51 allelinin sıklığı PANDAS olgularından anlamlı biçimde fazla iken (p<0.044) PANDAS olmayan OKB&#8217;lilerde fark belirlenmemiştir. HLA-DRB1-4 alleli OKB&#8217;lilerin %15.6&#8217;sında, kontrollerin %34.2&#8217;sinde belirlenmiştir (p<0.018). Bu allelinin sıklığı hem PANDAS olan (%14.6; p<0.018) hem de olmayan OKB&#8217;lilerde (%16.3; p<0.053) kontrollerden daha azdır.
Sonuç: Çalışmamızın bulguları çocukluk çağı OKB olgularında HLA sistemi aracılı immünitenin rolünü desteklemektedir. Bulgularımıza göre HLA-A3 ve B51 allelleri PANDAS için risk etmeni, HLA-B18 ve DRB1-4 allelleri ise koruyucu etmen olarak öne çıkmaktadır. Çocukluk çağı OKB ve PANDAS olgularında HLA sistemi daha önce araştırılmamıştır. Bu açıdan öncü verilerle konuya dikkat çeken bulgularımızın daha geniş gruplarda araştırılması ve nasıl bir rol oynadıklarının tanımlanması önerilir.