Yaygın gelişimsel bozukluk, dil ve sosyal iletişim alanında gerilik, kısıtlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı hareketlerin eşlik ettiği bir bozukluktur. Bu hastalarda başta dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olmak üzere diğer psikiyatrik bozukluklar da görülebilmektedir.
Amaç: Bu yazıda yaygın gelişimsel bozukluğu olan bir vakada tespit edilen depresyonun ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun tedavisinden yola çıkarak yaygın gelişimsel bozukluğu (YGB) olan hastalarda bulunabilecek eş tanıların tedavisinin öneminden ve bu hastada metilfenidatın sosyal iletişim üzerine yapmış olduğu olumlu etkiden bahsedilecektir.
Tartışma: Yaygın gelişimsel bozukluğu olan hastalarda sıklıkla başka psikiyatrik bozuklukların da eşlik edebileceğine ve bunların hastada ciddi fonksiyonel sorunlara yol açtığına ilişkin yayınlar mevcuttur (1, 2). Yaygın gelişimsel bozukluğu olan 50 hasta ile yapılan bir çalışmada hastaların % 46’ sında DEHB, anksiyete bozuklukları (obsesif kompulsif bozukluk dahil), bipolar affektif bozukluk, sirkadien uyku ritm bozuklukları saptanmıştır (3). Yaygın gelişimsel bozukluğu olan hastalarda metilfenidatın etkinliğine ilişkin kontrollü olmayan vaka çalışmaları vardır ve bu çalışmalarda metilfenidatın belirgin tedavi yanıtı oluşturmadığına hatta tolere edilmesi zor yan etkilere neden olduğuna, sosyal davranışlarda olumsuz etkilerde bulunduğuna ilişkin veriler elde edilmiştir (1). Ancak yakın tarihte yapılan bir çalışmada yaygın gelişimsel bozukluğu ve DEHB olan bir grup hastada metilfenidatın hastaların sosyal iletişimi üzerinde olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir (1).
Bu vaka, yaygın gelişimsel bozuklukta eş tanıların uygun şekilde tespit edilerek tedavilerinin yapıldığında hastanın prognozunda ne kadar dramatik değişiklikler olabileceğine ilişkin bir örnektir. Ayrıca yaygın gelişimsel bozukluğu ve DEHB olan hastalarda metilfenidatın sadece dikkat sorunlarına değil sosyal iletişim alanında da fayda sağlayabileceğine ilişkin dikkat çekici bir vakadır.
Şok Diyet
Zaten yemek yeme konusunda beynimizi istediğimiz gibi kontrol edebiliyor olsaydık bugün için şişmanlık bir problem olmaktan çıkacaktı. Dolayısıyla henüz böyle bir gelişme olmadığı için fazla kilolarımızdan kurtulmak istiyorsak kesinlikle beslenme programımızı düzenlememiz gerekmektedir. Daha önceden bahsettiğimiz özel davetler söz konusu olduğunda ise durum daha da vahimdir. çünkü kilo vermek için çok daha az vaktimiz vardır. Bir an önce o özel günde giyeceğimiz elbiseye sığmalıyız. O gün herkes ne kadar kilo verdiğimizi söylemeli. O gün ortamda kendimizi fit hissetmeliyiz. Kalan kısa sürede çok hızlı kilo vermenin formülü ise şok diyetlerdir.